DİCLE ÜNİVERSİTESİ FEN FAKÜLTESİ ÖĞRETİM
ÜYELERİNİN AKCİĞER KANSERİ KONUSUNDAKİ AR-GE ÇALIŞMALARI, TÜBİTAK 1001 PROJESİ KAPSAMINDA
DESTEK ALMAYA HAK KAZANDI.
Dicle Üniversitesi Fen Fakültesi Anorganik
Anabilim Dalı Öğretim Üyesi/Disiplinlerarası nanoteknoloji ABD öğretim üyesi/Proje
Koordinasyon Uygulama ve Araştırma merkezi Müdür Yrd. Prof. Dr. Murat AYDEMİR’ in danışmanlığını yaptığı ve Dicle
Üniversitesi Fen Fakültesi öğretim üyesi Prof.
Dr. Cezmi KAYAN’ ın yürütücülüğünü yapacağı, Prof. Dr. Feyyaz DURAP, Prof.
Dr. Nermin MERİÇ, Dr. Öğrt. Üyesi M. Ozan TOKSOY, Dr. Öğrt. Üyesi İlhan
SABANCILAR, Dr. Öğrt. Üyesi Merve ÇAMÇİ, Doç. Dr. Fırat AŞIR’ ın araştırmacı
olarak görev aldığı “Akciğer
kanseri tedavisi amacıyla Fonksiyonel Ru(II)-p-cym-AP, (RUPAP) Organometalic kompleksinin sentezlenmesi,
in-vitro aktivite tayini, lipit temelli nanopartikül formülasyonlarının
geliştirilmesi ve in-vivo akciğer kanseri modeli oluşturularak etkinliğinin
araştırılması’ isimli proje TÜBİTAK 1001 projesi 2.395.000
TL lik bütçe ile kabul edilmiştir.

Sunulan TÜBİTAK
1001 ÇABA proje kapsamında, amit grubundaki hidroksil grubuna fosfor atomu
bağlanarak fonksiyonel bir fosfinit ligandının sentezlenmesi ve bu fonksiyonel
fosfinit ligandına rutenyum metalinin bağlanması yoluyla biyolojik olarak
etkinlik gösteren amit bileşiğinin aktivitesinin artırılması hedeflenmektedir.
Literatürde ve devam eden çalışmalar ışığında, henüz araştırma imkanı
tanınmamış birbirlerinden farklı parametrelerin (amit, fosfinit ve rutenyum
metali) oluşturacağı sinerjik etkinin özgün ekosisteminde kompleksin antikanser
aktivitesi incelenecektir. RUPAP’ın antikanser etkisi akciğer kanseri hücre
hatlarında (A549) çalışılarak gösterilecek ve etki mekanizması aydınlatılacaktır.
RUPAP uygun bir lipit yapılı nano taşıyıcı sistem içerisinde (NLC), Box-Behnken
deney tasarımı ile optimize ve karakterize edilerek formüle edilecektir.
Hazırlanan formülasyon (RUPAP-NLC) in-vitro ve in-vivo ortamlarda
değerlendirilecektir. İn-vivo çalışmalarda deneklerin akciğerinde tümör
oluşturulacak, kompleksin ve formülasyonun etkisi tümör boyutu kıyaslanarak
karşılaştırılacaktır. Nano boyuttaki
ilaç taşıyıcı sistemlerin konvansiyonel ilaçlara göre tedavide üstünlük
gösterdiği bilindiğinden, kompleksin enjekte edilebilir bir
nano-formülasyonunun yapılması, mevcut kemoterapötik ajanlara göre tedavi
edicilik ve teknolojik üstünlüğü olabilecek bir prototip oluşturulması yönünden
projeyi özgün kılmakla birlikte, bu alanda yapılan çalışmalara olan ilgiyi de
daha da arttırması hedeflenmektedir. Dolayısıyla, kimya, eczacılık ve veteriner
tabanlı araştırıcıların birlikte çalışmasına olanak sağlanacak ve yeni bilim
insanlarının multidisipliner anlayışı benimsemesi, aynı zamanda özgünlük ve
yaygın etki açısından üst düzey çalışmaların gerçekleştirilmesinin de önünde
açılması sağlanacaktır.