Ululararası Sempozyumu Amacı ve Kapsamı
Aile, insanın dünyayla ilk temasını kurduğu,
kimlik ve aidiyet bilincini geliştirdiği, değerleri, davranış kalıplarını ve
toplumsal sorumlulukları öğrendiği temel kurumların başında gelmektedir.
Bireyin duygusal güvenliğinin sağlanması, çocukların sosyalleştirilmesi,
kültürel mirasın kuşaklar arasında aktarılması, bakım ve dayanışma
ilişkilerinin sürdürülmesi büyük ölçüde aile kurumu aracılığıyla
gerçekleşmektedir. Bu nedenle aile, yalnızca özel hayatın sınırları içerisinde
değerlendirilebilecek bir birliktelik biçimi değil; toplumun demografik
varlığını, kültürel sürekliliğini, ahlaki düzenini ve sosyal bütünlüğünü
doğrudan etkileyen çok katmanlı bir yapıdır.
Bununla birlikte aile, tarihsel ve toplumsal
şartlardan bağımsız, değişmez ve homojen bir kurum değildir. Ailenin yapısı,
işlevleri, üyeler arasındaki rol dağılımları ve aileye yüklenen anlamlar;
ekonomik, siyasal, kültürel, teknolojik ve demografik gelişmelere bağlı olarak
sürekli biçimde yeniden şekillenmektedir. Modernleşme, kentleşme, küreselleşme,
sekülerleşme, bireyselleşme, göç, dijitalleşme, tüketim kültürü ve çalışma
hayatındaki dönüşümler, aile kurumunu hem yapısal hem de değerler düzeyinde derinden
etkilemektedir.
Günümüzde evlenme yaşının yükselmesi,
doğurganlığın azalması, boşanma oranlarının artması, tek ebeveynli ve yeniden
kurulmuş ailelerin yaygınlaşması, tek kişilik hanelerin çoğalması ve kuşaklar
arası bağların zayıflaması, aile kurumunun geleceğine ilişkin tartışmaları
yoğunlaştırmaktadır. Bunun yanında aile içi şiddet, ihmal ve istismar, ekonomik
yoksunluklar, bakım yükünün adaletsiz dağılımı, dijital bağımlılık,
mahremiyetin aşınması, göç ve zorunlu yerinden edilme gibi sorunlar, aileyi
yalnızca bireysel değil, aynı zamanda kamusal ve siyasal bir mesele hâline
getirmektedir.
Aileyi yalnızca nostaljik bir gelenek söylemi
içerisinde idealize etmek, yaşanan değişimleri bütünüyle bir çözülme veya
yozlaşma biçiminde değerlendirmek kadar yetersizdir. Benzer şekilde aileyi
sadece bireysel tercihlere ve özel hayat alanına indirgemek de ailede yaşanan
sorunların toplumsal, ekonomik ve kültürel kaynaklarının gözden kaçırılmasına
yol açmaktadır. Bu nedenle aile meselesinin, tek yönlü ve indirgemeci
yaklaşımların ötesinde; tarihsel süreklilik ile toplumsal değişim, bireysel
haklar ile karşılıklı sorumluluklar, geleneksel değerler ile çağdaş ihtiyaçlar
arasındaki çok boyutlu ilişkiler dikkate alınarak incelenmesi gerekmektedir.
Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
tarafından düzenlenen "Değişen Dünyada Aile: Sorunlar, Sorumluluklar ve
Stratejiler Uluslararası Sempozyumu", aile kurumunun günümüzde karşı
karşıya bulunduğu yapısal, ahlaki, hukuki, psikolojik, ekonomik, kültürel ve
teknolojik sorunları disiplinler arası bir perspektifle tartışmaya açmayı
amaçlamaktadır. Sempozyum, ailede meydana gelen dönüşümleri yalnızca sorunların
tespiti bağlamında değil; sorumlulukların belirlenmesi, çözüm imkânlarının
araştırılması ve geleceğe yönelik sürdürülebilir stratejilerin geliştirilmesi
çerçevesinde ele alacaktır.
Sempozyum kapsamında aile; ilahiyat,
sosyoloji, psikoloji, hukuk, felsefe, tarih, eğitim bilimleri, sosyal hizmet,
iktisat, sağlık bilimleri, iletişim, antropoloji, demografi, toplumsal cinsiyet
çalışmaları, göç ve afet araştırmaları gibi farklı disiplinlerin sunduğu
kuramsal ve yöntemsel imkânlar doğrultusunda incelenecektir. Böylece aile
meselesinin, yalnızca belirli bir bilim alanının kavramlarıyla açıklanamayacak
ölçüde karmaşık ve çok boyutlu olduğu gerçeğinden hareketle, farklı disiplinler
arasında nitelikli bir akademik etkileşim zemini oluşturulacaktır.
Sempozyumun temel hedeflerinden biri, aileyi
koruma ve güçlendirme düşüncesini insan onuru, adalet, merhamet, karşılıklılık
ve sorumluluk ilkeleri çerçevesinde yeniden değerlendirmektir. Bu doğrultuda
aile bütünlüğünün korunması ile bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin güvence
altına alınması arasında sağlıklı bir denge kurulması; aile üyeleri arasındaki
ilişkilerin baskı ve hiyerarşi yerine sevgi, güven, hakkaniyet ve karşılıklı
sorumluluk temelinde geliştirilmesi üzerinde durulacaktır.
Sempozyum,
kuramsal ve tarihsel çalışmaların yanı sıra saha araştırmalarına,
karşılaştırmalı incelemelere, vaka analizlerine, politika değerlendirmelerine
ve uygulamaya dönük çalışmalara açıktır. Farklı ülkelerden akademisyenlerin,
araştırmacıların, kamu temsilcilerinin ve sosyal hizmet alanında çalışan
uzmanların katkılarıyla, aile konusunda uluslararası bilgi ve tecrübe
paylaşımının geliştirilmesi hedeflenmektedir.