ULUSLARARASI ÇÜNGÜŞ
SEMPOZYUMU
Tarih, Toplum,
Ekonomi ve Kültürel Miras
19-20
Ekim 2026/ÇÜNGÜŞ
ÇAĞRI METNİ
Anadolu’nun doğusu ile Mezopotamya’nın kuzeyi arasında
tarihsel bir köprü konumunda bulunan Diyarbakır, geçmişten günümüze yalnızca
stratejik bir merkez değil; aynı zamanda ilim, kültür, ticaret ve medeniyet
üretiminin önemli odaklarından biri olmuştur. Bölge, tarih boyunca farklı
medeniyetlerin hâkimiyetine sahne olmuş; bu çok katmanlı tarihsel süreç, zengin
ve özgün bir kültürel mirasın oluşmasını sağlamıştır. Bu
tarihsel arka plan içerisinde, Diyarbakır’a bağlı Çüngüş ilçesi, coğrafi
konumu, doğal yapısı ve kültürel sürekliliği ile öne çıkan kadim bir yerleşim
merkezi olarak dikkat çekmektedir. Fırat ve Dicle nehirleri arasında
yer alan Mezopotamya havzasının kuzey kesiminde konumlanan Çüngüş, tarih
boyunca birçok devletin hâkimiyet mücadelesine konu olmuştur.
Dağlık arazi yapısı ve Fırat Nehri’nin derin yatağıyla
batıda Adıyaman ve Malatya’dan ayrılan ilçe; kuzeyde Elazığ, güneydoğuda ise
Diyarbakır merkezli siyasi yapılarla tarihsel olarak güçlü bağlar kurmuştur.
İlk Çağlardan itibaren bölgede hâkim olan siyasi güçler Çüngüş’te de varlık
göstermiş; Roma-Sasani mücadeleleri sırasında stratejik bir öneme sahip
olmuştur. Hz. Ömer döneminde Bizans hâkimiyetinden çıkarak İslam idaresine
giren Çüngüş, daha sonra Emeviler, Abbasiler ve Mervaniler gibi Müslüman devlet
ve hanedanlıkların yönetiminde kalmıştır. 1085 yılında Diyarbakır’ın Büyük
Selçuklu hâkimiyetine girmesinin ardından İnaloğulları, Artuklular,
Akkoyunlular ve Safeviler idaresinde kalan ilçe, 1516 yılında Osmanlı
Devleti’ne katılmıştır.
Osmanlı idaresi döneminde Çüngüş, mütevazı bir idarî
yerleşim merkezi hüviyeti kazanmıştır. Osmanlı döneminde kimi zaman kaza, kimi
zaman nahiye statüsünde idare edilen Çüngüş’te farklı etnik ve inanç grupları
yüzyıllar boyunca bir arada yaşamış; bu çok kültürlü yapı mimari ve dini
eserler üzerinden günümüze yansımıştır. Çarşı Camii (Camii-i Suk) veya Ali Bey
Camii, Ulu Camii (Cami-i Kebir) ve Ulyâ Camii/Mescidi ile Hasan Dede Tekkesi/
Zaviyesi bu mirasın önemli örneklerindendir. Bunun yanı sıra Ermeni toplumuna
ait Meryem Ana Manastırı ve Surp Garabed Kilisesi günümüze ulaşan dini
yapılardandır. İlçe merkezinde yer alan tarihi Çüngüş Köprüsü ile Çüngüş Hamamı
da kentin mimari dokusunu tamamlayan önemli eserler arasında bulunmaktadır.
Sarp kayalıklar, derin vadiler ve Fırat Havzası’na
açılan özgün topoğrafyasıyla dikkat çeken Çüngüş, Karakaya Barajı’nın
oluşturduğu yeni ekosistemle birlikte balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliği
alanlarında gelişme göstermiştir. İlçenin ekonomik yapısında üzüm ve nar
üretimi başta olmak üzere meyvecilik önemli bir yer tutarken; arıcılık ve
hayvancılık, Çüngüş’ün ekonomik ve gastronomik kimliğini tamamlayan başlıca
faaliyet alanları arasında yer almaktadır. Tarihsel birikimi, doğal çevresi,
kültürel çeşitliliği ve sosyoekonomik potansiyeliyle günümüzde de önemini
koruyan Çüngüş’ün; idarî, siyasî, dinî, mimarî, edebî, kültürel, demografik,
antropolojik, ekonomik, gastronomik ve turizm boyutlarıyla disiplinlerarası bir
yaklaşımla ele alınması büyük önem arz etmektedir. Bu çerçevede düzenlenecek Çüngüş Sempozyumu, ilçeyi geçmişten
günümüze uzanan çok yönlü tarihsel serüveni içerisinde değerlendirmeyi; farklı
bilim dallarının katkılarıyla Çüngüş’ün mikro tarihini aydınlatmayı ve bölge
tarihine yeni perspektifler kazandırmayı amaçlamaktadır.
Bu sempozyum vesilesiyle, Çüngüş
üzerine çalışan veya bu alanda çalışma yapmayı planlayan araştırmacı ve
akademisyenler, bilgi ve birikimlerini paylaşmak üzere sempozyuma davet
edilmektedir.