2. BÖLGENİN TANIMI

           2.1. Bölgenin Jeolojisi

            Anadolu ortalama 800-1000 m yüksek, engebeli bir platodur. Jeoloji tarihi boyunca dingin süreleri ardalayan su üstüne yükselme ve su altına gömülme tekrarlana gelmiştir. Böylece zincirleme çökelme, biçim değişimi ve bunlarla ilişkili magnetizma ve volkanizma nedeniyle Türkiye, karmaşık ve bileşik yapılı bir ülkedir (Bisque ve Heller, 1967).

            Akdeniz jeosinklinal alanında bulunan Anadolu, uzun eksenine paralel olan bir takım tektonik ve stratigrafik kuşaklara ayrılmıştır. Bu kuşaklar doğu-batı yönünde uzanırlar ve Pontid, Anatolid, Torid, İranid ve Kenar kıvrımları olarak adlandırılırlar (Şekil 4) (Baykal,1974). Araştırma sahası İranid kuşağında yer almaktadır. Ellobius lutescens’inde bu kuşak içerisinde dağılış göstermesi dikkate değerdir.

                       

Şekil 4. Türkiye’nin uzunlamasına doğal kuşakları (Baykal, 1974)

 

Doğu ve Güneydoğu arazileri jeoloji yönünden, Anadolu levhası ve Arap levhası diye iki kısma ayrılır. Bu ayırım bölgesel coğrafya ile belirlenmiştir. Muş-Bitlis dağlarının güney yamaçları dolayları Anadolu levhası ile Arap levhasını birbirinden ayırır (Şekil 5).

Arap levhası Gondwana kara parçasının kuzey parçasına verilen addır. Gondwana kara parçasında “Üst karbonifer’den Alt Jura’ya kadar bütün oluşuklar karasaldır, bu durum Güneydoğu Anadolu için geçerli değildir. Çünkü Hakkari güneyindeki Karbonifer’den alt Jura’ya kadar olan bütün oluşuklar denizsel ve jeosiklinal karekterlidir. Arap levhası lito-stratigrafi birimleri dikkate alındığında bunların karasal, jeosiklinal ve az derin deniz ortamlarından oluşmuş oldukları görülür (Türkünal, 1980).

Doğu Anadolu Bölgesi III. Jeolojik zamana kadar Tetis denizinin altında kalmıştır. Üst-Kretase ile Eosen arasında, Alp kıvrımlarının Larami döneminde yükselmelere uğramış ve su üstüne çıkmıştır. Orta Eosen’de (Lütesyen) bölge yeniden sular altında kalmış, Üst-Eosen’de (Pirene dönemi) deniz gerilemiş, karalar yeniden yükselmiştir. Oligosen’de bölge tamamen sulardan kurtulmuştur. Arap ve Avrupa levhalarının sıkıştırması sonucu II. ve III. zamanda çok şiddetli yer hareketleriyle yükselmeler, alçalmalar ve kıvrımlar oluşmuştur. Miyosen sonu ve Pliosen’de de bölgede tektonik hareketler devam etmiştir (Saraçoğlu, 1989).

 

Şekil 5. Erken Miosen’de Doğu Akdeniz’in Palaeotektoniği (Görür ve ark., 1995)

           

2.2. Bölgenin İklimi

           

Bölgede karasal yağış rejimi görülmektedir. Yıllık ortalama sıcaklık 4-8 0C’dir. Temmuz ayı ortalaması 20-25 0C; Ocak ayı ortalaması ise –10- -15 0C ‘dir (Atalay,1997). (Şekil 6A). Kış döneminde genel olarak soğuk ve az yağış görülmektedir (Atalay, 1997). En fazla yağışa ilkbahar ve yaz aylarında rastlanmaktadır. Van’da ortalama yıllık yağış miktarı 384 mm’dir (Saraçoğlu,1989) (Şekil 6B).  Kışlar çok uzun sürer ve dondurucudur (Saraçoğlu, 1989). Nisbi nem %60-65 gr’dır (Atalay, 1997).

 

A                                                        B

 

 

 

 

 

 

Şekil 6. Bölgenin Yıllık A. Sıcaklık, B. Yağış Ortalaması (Atalay,1997).

 

2.3. Bölgenin Bitki Örtüsü

        Bölge Irano-Turanian Flora bölgesi içerisinde değerlendirilmekte ve step vejetasyonuna sahip olduğu ifade edilmektedir (Şekil 7). Vejetasyonu oluşturan baskın bitki türleri Astragalus, Acantholimon, Thymus, Eryngium, Artemisia, Dianthus, Teucrium, Stipa gibi yastık oluşturan derin köklü, çok yıllık otsu bitkilerden oluşmaktadır. Yüksek dağlarda kapsamında çok zengin otsu taksonların bulunduğu dağ stebi egemendir. Gypsophylla, Silene, Consolida, Aethionema, Isatis, Alyssum, Hypericum, Verbascum, Phlomis ve Achiella gibi endemik bitkiler yaygındır (Yaltırık ve Efe, 1989). Bölge antropojen bozkırdır (Atalay, 1997).

 

Şekil 7. Bölgenin Bitki Örtüsü (Yaltırık ve Efe 1989).

 

Taksonomi        Ana Sayfa        İçindekiler