Aydınlar
(Tillo) medreselerinde verilen eğitimle, bilim ve kültür hayatında
önemli bir yere sahip olan Siirt bu özelliği ile bölge kültürünün
gelişmesine katkıda bulunmuştur. Aydılar ilçe merkezinde İsmail
Fakirullah için yaptırılan türbe, Tillo’nun 3 km. doğusundaki bir
tepe üzerinde yapılmıştır. Türbe’de yapılan restorasyon
çalışmalarından önce, duvara açılan bir pencereden, her yıl, 21
Mart gününün belli bir anında geçen güneş ışınları, türbe
yakınında yer alan kuledeki prizmadan geçirilerek Fakirullah’a ait
sandukanın baş
tarafını aydınlatmaktaydı. Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın, astronomi
bilgilerinin mimaride kullanılmasının ilginç bir örneği olan bu
buluşunun yanında, tasavvuf, astronomi, anatomi, geometri,
psikoloji, edebiyat gibi çeşitli alanlarda yayınlanmış bir çok
eseri bulunmaktadır.
Siirt Ulu Camii,
Cas Evle, Derzin Kalesi, Erzen Ören Yeri’de Siirt’te günümüze ulaşmış
diğer eserlerdir.Yüzölçümü 5406 kilometrekare olan ildeki akarsu ağını
Dicle Irmağı ile kolları meydana getirir. 2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı
geçici sonuçlarına göre nüfusu 225574’tür. Merkez ilçenin yanı sıra
Aydınlar, Baykan, Eruh, Kurtalan, Pervari ve Şirvan Siirt’in
ilçeleridir. Dokumacılık ve bakırcılık kentin geleneksel el
sanatlarındandır. Doğal renkler ve geometrik motiflerle süslenerek
dokunan tiftik battaniyeler ise turistik değer taşımaktadır.
Hayvancılık açısından zengin olan Siirt, entegre et işleme ve deri
sanayilerinde yüksek potansiyele sahiptir. İleriki tarihlerde 700 bin
hektara yayılan orman alanları ile orman ürünleri sanayine
yönelebilecektir. Sebze ve fıstığa büyük potansiyel gösteren bu il,
asfaltit, bakır ve krom madenlerinde de önemli bir rezerve sahiptir.
Siirt Ulu Camii:
Selçuklu
sultanı Mugiziddün Mahmut tarafından 1129 yılında inşaa ettirilmiştir.
1260 yılında Cizre Valisi El Mücahit İshak tarafından camiye bazı ek
kısımlar yaptırılmıştır. 1965 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce restore
edilmiştir. Selçuklu ağaç oymacılığının en güzel örneklerinden biri olan
mimberi Ankara Etnoğrafya Müzesi’nde sergilenmektedir. Firuze çini
işlemelerle süslü tek şerefeli minaresi ile Siirt Ulu Camii Anadolu
mimarlık tarihinde önemli bir yere sahiptir. Cas Evler:
Ekoloji ve
iklim koşullarına bağlı olarak oluşturulan evler çok ilginç özellikler
göstermektedirler. Kentin eski kesimlerinde, iki- üç katlı, yukarıya doğru
daralan, küçük pencereli düz damlı konutlar, "Cas" adı verilen bir harçla
sıvanmıştır. Kent çevresinde bulunan alçı taşının yakılıp öğütülmesiyle
elde edilen cas, çabuk sertleşmesi sonucu kabuksuz kubbe yapımına olanak
vermektedir. Cas evlerin kapı ve pencere çevrelerinde çok güzel taş
oymalar yer almaktadır. İsmail Hakkı
Türbesi:
Tillo ilçesinde bulunan türbe din ve astronomi bilgini olan İsmail Hakkı
ve Fakirullah için yaptırılmıştır. (18. yüzyıl) . Türbenin önemli
özelliklerinden biri, Tillo’nun 3 km. doğusundaki bir tepe üzerine
yapılmış duvarda yer alan bir pencereden, her yıl 21 Mart gününün belli
bir anında geçen güneş ışınlarının, türbenin yanında bulunan kuledeki
prizmadan yansıtılarak Fakirullah’a ait sandukanın baş tarafının
aydınlatılmasıdır. Ancak, 1963 yılında yapılan onarımlarla bu düzen
bozulmuş ve bir daha düzeltilememişti. Veysel
Karani Türbesi:
Baykan İlçesi’nin Ziyaret Beldesi’nde bulunan türbe1901 yılında inşa
edilmiştir. Yapının tarihsel bir değeri bulunmamakla birlikte, her yıl 16-
17 mayıs günlerinde kutlanan Veysel Karani’yi anma günleri yöreye canlılık
getirmektedir. Derzin
Kalesi:
Baykan İlçesi’nin 8 km. doğusunda, Adakale Köyü’nün yakınında yer
almaktadır. Bizans dönemine ait olar yapının gözetleme kuleleri bugün de
ayaktadır. Erzen Ören
Yeri:
Kurtalan İlçesi’nde, Bozhöyük Köyü ile Gökdoğan Köyü arasında geniş bir
alana yayılan ören yerinin Siirt’teki ilk yerleşim yerlerinden biri olduğu
tahmin edilmektedir. Beykent
Kalesi:
Kurtalan’ın 6 km. güneyindeki Beykent köyünde bulunmaktadır. Garzan
Kalesi :
Siirt’in 42 km. kuzeydoğusundaki Garzar(Yanarsu) da bulunmaktadır. Billoris
Kaplıcası:
Siirt Eruh karayolu üzerinde, Botan Çayı kıyısındaki bir mağarada yer alan
kaplıca 35 derece sıcaklığındadır. Mağaradan çıkarak bir havuzda toplanan
su kalsiyum bikarbonatlı sular grubuna girer. Kükürtlü hidrojen içerdiği
için içimi tehlikeli olabilen kaplıca suyu, deri ve romatizma
hastalıklarının tedavisinde kullanılır.
SİİRT'TE EL
SANATLARI
Siirt’te başlıca
geçim kaynağı hayvancılık olduğundan en önemli dokuma hammadeleri yün
ve tiftiktir. Battaniye ve şal başlıca dokuma türlerini
oluşturmaktadır. Günümüzde kilim dokumacılığı da organize bir şekilde
geliştirilmeye çalışılmaktadır. Siirt merkeze 12 km.de yer alan
Çınarlısu Köyü’nde kurulan kalkınma kooperatifi binasında kurulan az
sayıdaki tezgahta "Jirkan Kilimleri" dokunmaktadır.
SİİRT'İN
TARİHİ
İL ADININ KAYNAĞI
Siirt adının Sami
Dili'nden geldiği öne sürülmektedir. Bazı kaynaklarda bu adın, Keldani
Dili'nden, kent anlamına gelen Keert (Kaa'at) sözcüğünden kaynaklandığı
yazılıdır. Siirt sözcüğü, isim kaynaklarında; Esart, Sairt, Siirt, Siird
gibi çeşitli biçimlerde kullanılmıştır. Süryani'ler kente Se'erd (yöresel
söyleniş biçimiyle Sert) demişlerdir. XIX. yy'da Sert, Seerd, Sört, Sairt
olarak kullanılmış, günümüzde de Siirt biçimiyle benimsenmiştir.
Diğer bir kaynakta
Siirt isminin, "Seert" anlamındaki "üç yer" manasına geldiği söylenir.
Siirt adının nereden geldiği konusunda değişik görüşler vardır. Kadri
PERK'in, Cenup Doğu Anadolu Tarihi'nde Siirt, Sert, Tigra, Mosert; Hüseyin
CAHİT tarihi'nde Serad; Şemsettin SAMİ'nin Kamus'unda Tiğrakert olarak
geçmektedir. Şimdiki Siirt, eski Siirt'in üstündeki sırtlarda kurulmuş
olduğu için yukarıdaki sözü edilen "Sırt" kelimesi mevki ve kelime ilgisi
bakımından daha uygun olarak görülmektedir.
İL'İN TARİHSEL
GELİŞİMİ
Siirt, Mezopotamya ve
Anadolu uygarlıklarının kesiştikleri alanda kurulmuştur. Bu yüzden
kuzeyinde ve güneyinde ortaya çıkan uygarlıklar, yörenin kültürel
gelişmesinde etkili olmuştur. Bölgenin dağlık oluşu ve ulaşım imkanlarının
yetersizliği, gelişmiş kentlerin kültür merkezlerinin ortaya çıkmasını
engellemiştir.Yakın zamana kadar Siirt tarihinin İ.Ö. IV.yy. öncesi
dönemleri bilinmemekteydi. 1963 yılında Halet ÇAMLIBEL ve R.J. BRAIDWOOD
başkanlığında kurulan Güneydoğu Anadolu Tarih Öncesi Araştırmaları Karma
Projesi kapsamında, Siirt İli'nde yapılan yüzey araştırmalarında Neolitik,
Kalkolitik, Tunç ve Helenistik, Roma, Bizans-İslam ve Yakınçağ'ı kapsayan
dönemlere ait buluntular ortaya çıkarılmıştır. Günümüzdeki kültürel yapı
Türk-İslam Kültürü'nın etkisiyle biçimlenmiştir. M.Ö. 3000 -
İslam Uygarlıkları Dönemi :
İ.Ö. 3000 ve 2000'lerde Güneydoğu Toroslar, iki kültür alanını birbirinden
ayırmaktaydı. Güneyde Mezopotamya'da gelişmiş bir tarım kültürü, kuzeyde
ise Doğu Anadolu'nun yüksek yaylasında ilkel tarımcılığa ve hayvancılığa
dayalı, daha yavaş gelişen bir kültür vardı. İki kültürün kesiştiği yerde
bulunan Siirt'te, yayla kültürü özellikleri görülmekteydi.
M.Ö. 3000'lerde yöreye egemen olan Hurri'lerden sonra sırasıyla Hitit,
Urartu, Asur, Med ve Pers'ler de hakimiyet kurmuşlardı.
Siirt'in içinde bulunduğu bölge, göçler nedeniyle etnik ve dinsel
inanışlar yönünden çeşitlilik göstermektedir. Urartular, İskitler, Medler
ve Persler, egemenlik dönemlerinde dinsel inanışlarını da buralara
yaymışlardı. Dağlık alanlarda yaşayan kapalı toplulukların çeşitli din ve
tanrıları vardı. İ.Ö. 150'lerden başlayarak yöreye egemen olan Partlar,
Arsaklılar, Sasaniler dönemlerinde İran Tanrıları'nın ve inanışlarının
etkisi güçlenmiştir. Yöreyi etkileyen Roma - Part, Roma - Sasani
savaşları, aynı zamanda iki dinin ve kültürün karşılaşması niteliğindeydi.
300'lerde Hristiyanlık yayılmaya başladığında Zerduş Dini'ni benimseyen
Sasaniler, Yörede Hristiyan kıyımı yapmışlardır. İslam
Uygarlıkları Dönemi :
639'da Elcezire'nin fethi için görevlendirilen İlyas bin Ganem, Diyarbakır
yöresini İslam mücahidlerine açtığı zaman Siirt'te aynı akibete
uğramıştır. Diyarbakır'ın zaptında mühim hizmetleri bulunan Halid bin
Velid, Hasankeyf Savaşı'nda muzaffer olduktan sonra Siirt'e yürümüş,
şehrin o zamanki hakimi Hersolu itaatini arz ederek, şehri teslim
etmiştir. Bundan sonra Siirt Hakimliği'n, sahabeden olan Hişşam oğlu Hakem
tayin olunmuştur. (www.siirtliler.net)
661 yılında kurulan Emevi Hilafeti bölge ile birlikte Siirt'i de hakimiyet
altına almıştır. Emeviler'den sonra hilafet makamını ele geçiren
Abbasiler, Diyarbakır, Silvan ve Siirt'i de ele geçirmişlerdir.
Dinsel bakımdan bölge ilkin önemli bir "Harici" merkeziydi. IX. yy'dan
sonra Hanbeli ve Maliki mezhepleri aracılığıyla Sünnilik, Mervanoğulları
döneminde Şafiilik, Türklerle Hanefilik yayılmaya başlamış, daha sonra
Mervanoğulları döneminde Şafii'lik giderek ortadan kalkmıştır. Yörede
Arap-İslam Kültürü'nün etkisi Türklerin döneminde de sürmüştür. Anadolu
Selçukluları ve Osmanlı Dönemi :
Malazgirt Savaşı'ndan sonra Türkler Anadolu'ya yerleşmeye başlamış ve
Büyük Selçuklu Devleti'nin isteği dışında küçük Türk devletçikleri
kurulmuştur. Siirt yöresi, Hasankeyf Artuklular'ın yönetimindeydi.
Artuklular'a bağlı göçebe Türkmenler yöreye yerleşmiş, Artuklu beyleri ve
askerleri, kendlerde Türkleşmenin çekirdeğini oluşturmuşlardır. Beylerinin
Alp, İnanç, Yağbu gibi Türk adlarını kullanmaları; Artuklular'da Türkmen
geleneğinin güçlülüğünü göstermektedir. Bağlı oymaklara "ok gönderme"
biçimindeki Orta Asya geleneği de Artuklular'da sürmekteydi.
Artuklular'dan sonra Siirt'e Akkoyunlular ve Safeviler egemen olmuştur.
Akkoyunlular yöreye Türkmenleri yerleştirmiştir. Safeviler döneminde Doğu
ve Güneydoğu Anadolu'a Şii'lik yaygınlaşmıştır. Anadolu'da şii'liğin
etkisini kırmak isteyen Yavuz Sultan Selim, Urmiye Gölü'nden Malatya ve
Diyarbakır'a kadar uzanan bölgeyi Osmanlı Devleti'ne bağlamak istemiştir.
Bunun için Kürt kökenli ünlü bilgin İdris-i Bitlisi'nin yardımıyla Siirt
Osmanlı yönetimine geçmiştir. Bu dönemde Siirt yarı özerk beylerin
yönetiminde, aşiret kültürünün egemen olduğu bir yerdir.
XVI. yy'da Osmanlı yönetimine geçen Siirt, Osmanlı İmparatorluğu'nun
yıkılışına kadar bu devlete bağlı kalmıştır.
XIX.yy'ın ikinci yarısına kadar devlete olan bağlılıkları sözde kalan
Siirt Beyleri'nin devlet otoritesine alınması için bir hayli çaba
harcanmıştır. Siirt, bu tarihe kadar çok sıkı bir şekilde yönetilmiştir.
Ancak Tanzimat'tan sonra 1894 Vilayet Nizamnamesi ile kaza haline
getirilerek İstanbul'dan gönderilen kaymakam vasıtası ile yönetilmiştir. 19. Yüzyılda
Siirt :
XIX.yy. içerisinde Siirt'te meydana gelen tek siyasal olay 1894 tarihinde
Sason'da meydana gelen Ermeni ayaklanmasıdır. Rusya ve İran'daki Ermeni
Komiteleri'nin de kışkırtması ile büyük bir isyan olayı ile karşılaşıldı.
Bu durum karşısında Osmanlı Devleti sert tedbirler almak zorunda kaldı.
Sason ayaklanması İngiltere'yi harekete geçirdi. Çünkü, Ermeni meselesi,
Rusya ve İngiltere'yi menfaat çatışmasında birleştiriyordu. İngiltere
Ermeni'lerin bağımsızlığını isterken; Rusya, Ermeni'lerin Rusya'ya
katılmasından yanaydı. Merkezi Tiflis'te olan Ermeni Hınçak Komitesi ile
Taşnaksutyun Komiteleri'nin amacı, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki Ermenilerin
Rusya ve İran'daki bütün Ermenilerle birleştirip bağımsız bir Ermenistan
Devleti'nin kurulmasını sağlamaktı. Böyle bir amaç İngiltere'yi memnun
etmesine rağmen, Rusya, kesinlikle karşı çıkmıştı. 8 Ağustos 1884'te
Sason'un Şenlik Köyü'nde, Kürtlerin birkaç köyünü gasbetmesi ile başlayan
olaylar, Ermenilerin Türk Köyleri'nde katliama girişmesi ile
genişlemiştir.
Ermenilerin vergi vermemek ve hükümet memurlarına pasif direnişte bulunmak
üzere daha önceden anlaşmaları da olayların genişlemesinde etkili
olmuştur. Ermenilerin başlattığı bu ayaklanmayı II.Abdulhamid'in
görevlendirdiği VI. Ordu bastırmıştır. Osmanlı Devleti'nin bu döneminde
Siirt yöresinde genellikle yarı özerk bir yönetim biçimi hakimdi. 1831'de
yapılan Osmanlı nüfus sayımı kayıtlarında, XIX.yy'da Siirt yöresinde Hazzo
(Kozluk)'nun Diyarbakır Eyaleti'ne bağlı bir hükümet olduğu
belirlenmiştir.
Bugün Siirt İli'nin kazalarından biri olan Şirvan (Şirve) ise liva olarak
Van Eyaleti içinde yer almaktaydı. 1897 Vilayet Nizamnamesi, Siirt
Livası'nın Diyarbekir Vilayeti'ne bağlı olduğunu göstermektedir. Siirt
Livası'nın, Merkez kaza, Pevvan (Bervade) ve Garzan (Kurtalan'ın eski
yerleşme yeri, şimdiki Yanarsu Bucağı) olmak üzere toplam 3 kazası vardı.
1877'de Merkez Kaza, Eruh, Şirvan, Rızyan ve Sason'dan oluşan Siirt
Sancağı, Diyarbekir Vilayeti'ne bağlıydı. Siirt, bu yönetsel durumunu
1880'de de korudu. 1892 Devlet Salnamesi, Siirt Sancağının Diyarbekir
Vilayeti'nden ayrılarak, Bitlis Vilayeti'ne bağlandığını ifade etmektedir.
Eskiden Siirt İli'ne bağlı olan Beşiri Kazası, Diyarbekir Vilayet Merkez
Sancağı'na bağlı kaldı. Bu dönemde Bitlis Vilayeti; Merkez Sancağı, Muş,
Genç ve Siirt Sancakları'ndan oluşmaktaydı.
Siirt Sancağı'nın ise, Merkez Kaza, Şirvan, Eruh, Pervari ve Garzan
(Kurtalan) olmak üzere toplam 5 kazası vardı. 1896 Devlet Salnamesi
kayıtlarında daha önce Siirt'e bağlı iken bugün Batman'a bağlı olan Sason
Kazası'nın Muş Sancağı içinde yer aldığı gösterilmektedir. Siirt Sancağı
1892-1896'daki yönetsel konumu 1903'te ve 1916'da da korumuştur. 1918'de
Siirt Sancağı'nın yönetsel konumunda yapılan tek değişiklik, Şırnak'ın
ilave edilmesiyle kaza sayısının 6'ya çıkarılmasıydı. Milli
Mücadele'de Siirt :
Siirt, Milli Mücadele Dönemi'nde toprak ağalığı düzeninin ve aşiret
ilişkilerinin egemen olduğu tipik bir kasabaydı. Siirt'in, Rus tehlikesini
atlattıktan sonra, karşılaştığı diğer bir tehlike de İngiltere idi.
İngilizlere ait bir birlik, halka gözdağı vermek amacıyla Siirt'e gelerek
birkaç gün kaldıktan sonra geri çekilmişti. Siirt, bunun dışında yabancı
güçlerin işgaline uğramamıştır. Müdafaa-i Hukuk Derneği'ni teşkil eden
Siirt'in münevver zümresinin Milli Mücadele'nin gerçekleşmesinde
gösterdiği medeni cesaret takdire değer bir vatanseverliktir.
II. Meşrutiyet Dönemi'nden itibaren Siirt'ten de milletvekili seçilmeye
başlanmış, ilk olarak Abdulrezzak Efendi; 1908-1912 tarihleri arasında
bağımsız milletvekili olarak görev yapmıştır. Daha sonra sırasıyla; Nazım
Bey (Nisan 1912-Ağustos 1912), Şeyh Nasreddin Efendi (1914-1918) tarihleri
arasında görev yapmıştır.
Ardından Siirt'ten Halil Hulki Bey; 12 Ocak 1920'de toplanan Dördüncü
Dönem Osmanlı Meclis-i Mebusan'ında Siirt'i temsil etmiştir. Siirt, Milli
Mücadele Hizmetlerine devam ederek, Siirt Müdafaa-i Hukuk Derneği olarak
önce Vahideddin'e, Sadaret'e, Hariciyye'ye, İtilaf Devletleri
Müesseseleri'ne, İzmir'deki Reddi İlhak Cemiyeti'ne, Müdafaa-i Hukuk
Cemiyetleri'ne telgraflar gönderilmiştir.
Anadolu'nun her il ve ilçesinde olduğu gibi Siirt'te de "Müdafaa-i Hukuk
Derneği" kurulmuş, başkanlığına da İl'in eski müftüsü Halil Hulki AYDIN
getirilmiştir. Üyeleri, Ömer ATALAY, Siirt Belediye Başkanı Hamit Bey,
İl'in ileri gelenlerinden Hamza Hilmi, Bekir Sıtkı ve Abdulkerim
Bey'lerden ibaretti. Siirt, Milli Mücadele yıllarında Bitlis Vilayeti'ne
bağlı bir sancaktı. Sancağın, Merkez Kaza dışında 5 kazası vardı. Bunlar;
Pervari, Garzan, Eruh, Şirvan ve Şırnak'tı. Sancağın en kalabalık kazası
Siirt Merkez kazası idi. Bununla birlikte Siirt'in nüfusunda 1890'lardan
itibaren hızlı bir düşüş olmuş, 60.000 dolayında olan kaza nüfusu 1914'te
30.000 civarına inmiş, bu düşme I.Dünya Savaşı Dönemi'nde de devam
etmiştir. Evliya
Çelebi'nin Seyahatnamesi'nde Siirt :
Eski tarihçilerin sözlerine göre, Yezdicert Şah yapısı eski bir beldedir.
Hükümdardan hükümdara intikal edip, sonunda Hz.Ömer evladından Hz.Abdullah
Yezid kavmi elinden fethetmiştir. 921 tarihinde Diyarbekir Valisi ve
I.Selim'in Veziri Bıyıklı Mehmet Paşa'ya Molla İdris'in teklif ve tedbiri
ile bu Siirt Han'ı itaat edince, memleket kendisine ebedi olarak
bırakılmıştır. Sonra Han'ın sülalesi yok olunca Diyarbekir Bey'i, Sancak
Merkezi olmuştur. Bey'inin 333.883 akçe hası, 7 zeameti, 133 timarı,
aleybeyisi ve çaribaşisi vardır. Kanun üzere cebelileriyle 800 asker olur.
500 asker de beyinin var. Diyarbekir Valisi ile memur oldukları sefere
giderler.
Komşu Şehir ve
Kaleler :
Batısında Diyarbekir Kalesi dört konak mesafededir. Yine batıya yakın
Mardin üç konaktır. Yine batı ile güneş arasında da 2 menzil mesafede
Hasankeyf Kalesi vardır. Güneyinde dört merhale bir Cezire Şehri vardır.
Doğusunda Kefere Kasabası bir konak yakınlıktadır. Musul, doğusunda ve
Siirt, Musul'un batısındadır. Siirt'in
Yapısı ve Yeri :
Bu şehir içinde ahşap
bina az olup, hepsi kargir, güzel kubbelerle yapılmış, mamur ve
süslüdürler. Evvela Bey Sarayı çeşitli sofralarla, içi ve dışı nice
odalarla bağ ve bahçelerle süslüdür. Bitlis Hanı Abdal Han'ın sözüne göre
yapılış tarihi Öksüz Burcu üzerinde olup, Bey'i Zühre-i Türabi'de
bulunmuştur. Buğday ve pirinci, ful ve maşı, kırmızı havucu, tulga aşı çok
meşhurdur. Beyaz ekmeği, levaşe denilen yufkası ve köftesi, çeşitli
meyveleri, inciri, battım denilen fıstığı dağı ve taşı süsleyip her tarafa
sevk edilir. Bu şehri gezip görerek arkadaşlarımızla kuzeye yol alıp,
Kefre-i Şirvan Kasabası'na geldik. Bu da Kefre-i Zaman gibi Kefre-i
Şirvan'dır Halk dilinde "Kefere" derler. Bu yerde Diyarbekir Eyaleti son
bulup bu kefre bölgesi, Van Eyaleti dahilinde ve Şirvan Hakimi idaresinde
düz ve geniş bir arazide bağlı ve bahçeli, akarsulu, mamur cami ve
medreseli, han, hamam, çarşı ve pazarlı mamur bir kasabadır. Buradan yine
kuzeye giderek Maden Kasabası'na geldik. Burada maden bol olduğundan,
adına Maden Şehri derler. Kurucusunu bilmiyorum. Bu da Van Eyaleti'nde
Şirvan Bey'i idaresinde olup, hakimi bir aşiret beyidir. Bağlı, bahçeli,
cami ve medreseli, han, hamam ve çarşılı bir kasaba olup, bunun da şal ve
şayakı meşhurdur. Katip
Çelebi'nin (XVII.yy.) Seyahatnamesinde Siirt :
Siirt kenti, Diyar-ı Rabıa Bölgesi'ndeki bir dağın üzerine kurulmuştur.
Dicle'nin kuzeydoğusuna düşen kent, Silvan'a bir buçuk, Diyarbekir'e dört
günlük uzaklıktadır. Bitlis Suyu ve kolları, Siirt'in güneyindeki
düzlükten geçer. Kentin, Musul'a uzaklığı beş günlük yoldur. Yörenin
"Şafii üzümü" adıyla tanınan çok ünlü bir üzümü vardır. Bağları, bahçeleri
ve ekinleri genellikle yağmurla sulanır. Başka bir deyişle, arazisi çoğu
kez susuzdur. Halkı, kaynak suyundan yararlanır.
Von MOLTKE'nin
(XIX.yy.) Türkiye Mektupları Adlı Eserinde Siirt :
Siirt'e bir gezi
yaptım. Güzel bir dağ şehri. Fakat son harpten sonra bir kısmı harabe
haline gelmiş. Bir konak yerinin ötesinde 300-400 adım genişliğinde fakat
sığ olan Yezidhane Suyu'na vardık. Burada durup kalmamak, ne pahasına
olursa olsun ilerlemek istiyorduk. Birinci deneyişimde az kalsın atımla
birlikte sürüklenecektim. Hayvanın ayağı ancak yere değebiliyordu. Bir
saat ötede daha uygun bir yer bulduk. Bütün piyadeler göğüslerinin üstüne
kadar suya batarak hemen karşıya geçtiler. Toplar tamamıyla gözden
kayboluyordu. Deniz yüzünden 8.000 ayak yukardaydılar ama, ırmağın yüzünün
altındaydılar.
Buradan bize düşman olan Hazo Kasabası'na kadar kısa bir yürüyüş
gerekiyordu. Ertesi sabah iki kol halinde, ihtiyatla ilerledik. Topçu bize
hemen giriş yolunu açacaktı. Fakat orada müdafaasız teba'dan başka
kimsenin kalmadığını, bütün Müslümanlar'ın dağa kaçmış olduklarını
öğrendik. Kasabanın önünde ordugah kurduk.
Ertesi sabah erkenden yeni ordugaha gittik. Herkes gümüş gibi dupduru bir
havuz meydana getiren muazzam pınara, büyük ceviz ağaçlarına, geniş buğday
tarlalarına ve üzerinden araba işleyebilen yola hayran kaldı. Köy, hemen
tutuşturuldu. Ben boş yere bunu önlemeye çalıştım. Kaçanlara karşı sert
davranmalı, fakat kalanlara aman vermelidir. Yoksa bu işin hiçbir zaman
sonu getirilemez. Biz buraya varır varmaz kumandanın, kendisine katılmamız
hakkındaki emri de geldi. Piyade hemen topları bırakarak emredilen yönde
yola çıktı. Yolda bir düzine kadar köy tutuşturuldu. Nihayet derin bir dağ
geçidinde bulunan büyük bir köye, Papur'a vardık. (www.Siirtliler.Net) İLÇELERİN
TARİHÇELERİ Aydınlar (Tillo)
:
Eski adı Tillo olan Aydınlar İlçesi, 3647 sayılı kanunla 18 Mayıs 1990
tarihinde ilçe olmuştur. Tillo'nun Süryanice manası "Yüksek Ruhlar"dır.
1514'te Yavuz Sultan Selim'in Çaldıran Seferi sonunda Osmanlı egemenliğine
geçen ilçe, cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren Siirt İli'ne bağlı bir
bucaktı. İlçe'de İsmail Fakirullah Hz. ve İbrahim Hakkı Hz. gibi değerli
alim ve mutasavvıfların yaşamış olması İlçe'yi kültür açısından önemli
kılmaktadır.
Baykan :
Önceleri Med'ler, 5504'ten sonra Pers'lerin egemenliğine giren ilçe, M.Ö.
350'lerde Makedonya'lıların eline geçti. İ.Ö. 226'da Part güçlerinin
egemen olduğu Baykan sonraları Romalılarca işgal edildi. Roma'dan sonra
Bizans, Arap ve Selçuklu egemenliğinde kalan İlçe'nin 1256'da İlhanlı
Devleti topraklarına girdiği bilinmektedir. 1504'lerde Safevi
egemenliğinde olan Baykan, 1514'te Osmanlı topraklarına katıldı. Baykan,
11 Haziran 1938'de ilçe durumuna geldi. Eruh :
Eruh'un kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte M.Ö. 1000
yıllarından itibaren Urartu, daha sonra Med, Pers, Selçuklu ve İslam
İmparatorlukları hakimiyetinde kalmış olup, Yavuz Sultan Selim zamanında
bölge ile birlikte Osmanlı topraklarına katılmıştır. Eruh, Siirt İli'nin
en eski ilçelerinden biri olduğu Hicri 1288, Miladi 1872 tarihli
Diyarbekir Salnamesi'nde (yıllıkta), Siirt Sancağı'na bağlı dört kaza
arasında Eruh Kazası'da sayılmakta; Zilan, Dergül ve Pervari adlarında üç
nahiyenin bağlı olduğu; Hicri 1315, Miladi 1899 tarihli Bitlis
Salnamesi'nde ise; yine Eruh'un Siirt Sancağı'na bağlı bir kaza olduğu
Dergül, Lodi ve Fındık adlarında üç nahiyesinin bulunduğu kaydedilmekte
olup, her iki tarih arasında Pervari Nahiyesi'nin Eruh'tan ayrılarak ayrı
bir ilçe haline geldiği anlaşılmaktadır. (www.siirtliler.net)
Kurtalan :
1500'lerde
Şerefhan Beyliği toprakları içinde olan Kurtalan 1514'te Osmanlı sınırları
içine girdi. Pervari :
İ.Ö.
550'lerde Persler'ce sonra da Makedonyalılar'ca işgal edilen yöre İ.Ö.
306'da Selökid Krallığı sınırları içinde kaldı. İ.Ö. 129'da Partlar'ın
eline geçen Pervari, İ.S. 77'de Roma İmparatorluğu'na katıldı. IV. ve V.
Yüzyıllarda Bizanslılar'la Sasani'ler arasında el değiştiren yöre
700'lerde Arap hakimiyetine girdi. 1243'te Moğollar'ca işgal edildi.
1514'te Osmanlı topraklarına katıldı. Pervari, 1871'de kaza durumuna
getirildi.
Şemsettin Sami, 1890'ların Pervari'sini şöyle anlatır: "Bitlis Vilayeti,
Siirt Sancağı'na bağlı bir kaza olan Pervari'nin, Dastüğöm, Zırha, Dergül
adlı üç nahiyesi ve 60 köyü vardı." Şirvan :
İ.S. 77'de
Roma hakimiyetine giren Şirvan, 395'ten sonra Bizans, 572'de Sasani
Devleti sınırları içinde yer aldı. 700'lerde Araplar'ın eline geçti. Yöre
1100'lerde Artuklu, 1245'te Moğol egemenliğine girdikten sonra 1514'te
Osmanlı topraklarına katıldı. 1871 tarihli salnameler Şirvan'ın o dönemden
beri kaza olduğunu ortaya koymaktadır. Şemsettin Sami, Şirvan için "Bitlis
Vilayeti'nin Siirt Sancağı'nda hayvancılıkta ileri bir kazadır." diye
yazar.
Ali Cevat ise 1895'te Şirvan'ı şöyle tanıtır. "Bitlis Vilayeti'nin Siirt
Sancağı'na bağlı 15.000 nüfuslu bir kazadır. Merkezi, Küfre Kasabası olan
kazanın 207 köyü vardır.
SİİRT'TE SAĞLIK
1962 yılına kadar
İlimizde Hükümet Tabiplikleri şeklinde hizmet verilmekteydi. 224 sayılı
Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi hakkındaki kanunla sağlık
ocakları, köy sağlık evleri ve dispanserler yapılmış. Bundan sonra
koruyucu sağlık hizmetleri sunulmaya başlanılmıştır. Halen (1998) İlimizde
Sağlık Bakanlığı'na bağlı olarak 1 Ana-Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması
Merkezi, 4 Devlet Hastanesi, 1 Halk Sağlığı Laboratuarı, 1 Verem Savaş
Dispanseri, 1 Sıtma Savaş Dispanseri, 1 Frengi-Lepra Savaş Dispanseri, 27
Sağlık Ocağı ve 67 Köy Sağlıkevi mevcuttur. Ayrıca, 1998 yılında 1 Sağlık
Meslek Lisesi açılmıştır.
Tedavi Edici Hekimlik
Hizmetleri :
Siirt İli'nde mevcut hastanelerin yatak kapasitesi 330 iken, fiili
(kullanılabilir) yatak sayısı 150'dir. İl'in tek faal hastanesi Siirt
Devlet Hastanesi'dir Geri kalan Eruh, Kurtalan ve Pervari Devlet
Hastaneleri'nde hasta yatırılmamaktadır.
1997 yılında devlet hastanesine 4.409 hasta yatırılmış, gerekli muayene ve
tedavileri ortalama 4 ile 1 gün içerisinde yapılmıştır. Ayrıca, hastanenin
1997 yılı doluluk oranı %40.3 olarak gerçekleşmiştir.
Su
Dezenfeksiyon Çalışmaları :
İlimiz Merkez, İlçe ve Beldeleri'ndeki 18 şebekenin suyu, şebekelere monte
edilen klorlama cihazları ile sürekli klorlanmıştır. Bunun sonucu olarak
su ile bulaşan hastalıklarda giderek azalmalar görülmüştür. Ayrıca, şebeke
sularının bakiye klor düzeyleri her gün aralıksız ve muntazam yapılmıştır.
1997 yılında 15.140 odaktan bakiye klor ölçümü yapılmış, bu ölçümlerde
14.359 odakta yeterli klor düzeyinin olduğu görülmüş ve 745 odakta da klor
yetersizliği tespit edilerek ek klorlamalar yapılmıştır. Siirt İli'nin
genel nüfusu 1990 Devlet İstatistik Enstitüsü nüfus sayımı verilerine göre
243.435 olup, yüzölçümü 6.186 m²'dir. 7 ilçesi, 6 beldesi ve 276 köyü
mevcuttur.
1997 yılı nüfus sayımına göre İlimiz genel nüfusu 263.258 olarak
belirlenmiştir. Sağlık personeli yönünden %30 kapasite ile hizmet
verilmektedir. Personel nüfus ilişkilerinin Türkiye ve Siirt genelinde
verileri aşağıda sunulmuştur.
Personel Durumu
:
İlimizde sağlık personeli ihtiyacı had safhadadır. Tüm sağlık kurumlarında
hizmet %30 kapasite ile verilmektedir. Bu durum aşağıda tablo halinde
sunulmuştur.
Aşılama
Oranları :
Siirt İli, personel, motorlu araç ve güvenlik sorunlarına rağmen aşı
uygulamalarında başarılı iller arasındadır. İlimizde 0-11 aylık dönemde
10.600 bebeğin aşılanması hedef alınmış olup, 1997 yılında %90 aşılama
oranına ulaşılmıştır.
Bulaşıcı
Hastalıklar :
Yüksek aşılama oranlarına ulaşıldığından çocuk felci, boğmaca, difteri,
tetanoz ve kızamık hastalıkları hemen hemen sıfıra indirilmiştir. Ancak,
alt yapının yetersizliği, sosyo-ekonomik ve kültürel yetersizliklere bağlı
olarak bağırsak enfeksiyonlarında sorunlar yaşanmaktadır. 1997 yılında
İlimiz genelinde 3.675 tifo, 40 para-tifo, 1.003 dizantesi ve 580 brusella
vakası tespit edilmiştir. Bu hastalıkların alınan tedbirler sonucu
salgınlara dönüşmesi engellenmiştir. SAĞLIK
MÜDÜRLÜĞÜ
Siirt Devlet
Hastanesi :
Başlangıçta bugünkü iki katlı Sağlık Müdürlüğü hizmet binasında hizmet
verirken 1956 yılında yeni bir bina yapılmıştır. Yeni yapılan bu binanın
ihtiyaca cevap vermediği görülünce 1988 yılında 100 yatak kapasiteli ek
bir bina daha yapılmıştır. 200 kadro yataklı olan Siirt Devlet
Hastanesi'nin kullanılabilir (fiili yatak) sayısı 150'dir. Hastanede 3
yataklı hemodiyaliz ünitesi, 4 yataklı yoğun bakım ünitesi, 4 yataklı
kroner bakım ünitesi mevcuttur. Ayrıca, tam teşekküllü laboratuar, 3
masalı ameliyathanesi bulunmaktadır. 1998 yılında son sistem spiralli bir
tomografi cihazı hizmete sokulmuştur. Siirt Devlet Hastanesi
polikliniklerinin 1997 yılında 167.224 hastanın gerekli ameliyat ve
tetkikleri yapılmış, 4.409 hasta 17.450 gün hastanede yatırılarak
tedavileri yapılmıştır. Hastanenin 1997 yılı yatak işgal oranı %40.3
olarak gerçekleşmiştir. Hastanede 1997 yılında 668 büyük, 730 orta
ve 365 küçük olmak üzere toplam 1.763 ameliyat yapılmıştır. Bu hastanede
uzman hekim başına ortalama ameliyat sayısı 441'dir.
Pervari Devlet
Hastanesi :
Pervari'de 25 yataklı Devlet Hastanesi vardır. Hastanede, hasta
yatırılmayıp sadece ayakta gerekli muayene, tetkik, tedavi ve tahliller
yapılmaktadır. Gerekli görülen hallerde hastalar Siirt ve çevre illere
sevk edilmektedir.
Kurtalan Devlet
Hastanesi :
Kurtalan'da 30 yataklı Devlet Hastanesi vardır. Hastanede, hasta
yatırılmayıp sadece ayakta gerekli muayene, tetkik, tedavi ve tahliller
yapılmaktadır. Gerekli görülen hallerde hastalar Siirt ve çevre illere
sevk edilmektedir.
Eruh Devlet
Hastanesi :
1966 yılında hizmete girmiş ve aynı yıl 50 yatak kapasiteli Devlet
Hastanesi olarak faaliyetini sürdürmüştür. 1966 yılından 1985 yılına kadar
yataklı tedavi kurumu olarak hizmetini sürdüren Devlet Hastanesi 1985
yılından itibaren hastanede hasta yatırılmayıp sadece ayakta gerekli
muayene, tetkik, tedavi ve tahliller yapılmakta olup hastalar birkaç
günlük gözlem odalarında müşahade altına alınmakta ve diğer hastalar Siirt
Devlet Hastanesi'ne sevk edilmektedir.
Siirt SSK
50.Yıl Hastanesi :
Siirt SSK Hastanesi 1996 yılı sonu itibariyle yeni binasına taşınarak SSK
50.Yıl Hastanesi olarak hizmet vermeye başlamıştır. Hastane 65 yatak
kapasiteli olup, hastanede 2 ameliyathane, doğumhane, 65 hasta yatak
odası, bebek odası, mutfak ve yemekhane, branşlarla ilgili poliklinikler
ve eczane bulunmaktadır.
Hastanede acil servis donanım olarak tamamlanmış olup, gündüz saatlerinde
hizmet vermektedir. Hastanede biri tam donanımlı olmak üzere 2 ambulans
mevcuttur.
Askeri Hastane
:
Güvenlik Komutanlığı bünyesinde Siirt'te bulunan Tugay'ın, 30 yataklı
seyyar cerrahi hastanesinde, askeri personel ve sivil halkla, bunların
ailelerine en ileri teknoloji ile tedavi verilmekte olup bu hastane
tarafından zaman zaman Siirt Merkezi'nde, ilçelerinde ve köylerinde de
ücretsiz sağlık taramaları yapılmaktadır.
SİİRT'TE EĞİTİM
XIX.yy.'da Siirt
Sancağı eğitim açısından ileri düzeyde değildi. 1888 Devlet Salnamesi,
Siirt Merkez Kazası'nın tek rüştiyesinde (ortaokul) toplam 61 öğrencinin
okuduğunu kaydetmektedir. 1892 Bitlis Vilayet Salnamesi'nde ise, Siirt
Merkezi'nde 15, Eruh'ta 15, Garzan'da 5, Şirvan'da 2 ve Pervari'de 5
medrese olduğu bilinmektedir. Aynı salnameye göre, Siirt Merkez
Kaza'sındaki medreselerin içinde toplam 15 kütüphane bulunmaktaydı.
Cuinet, 1890 başlarında, Siirt Sancağı'nda Müslümanlar'ın 6 medresesi, 1
rüştiyesi ve toplam 57 çocuk okulu olduğunu yazmaktadır. Bu okullarda
toplam 66 öğretmen bulunmaktaydı. Medreselerde 100, çocuk okullarında ise
4.040 öğrenci vardı. Rüştiyenin öğrenci sayısı 170 idi.
1898 Marif Salnamesi'ne göre, Siirt Merkez Kaza'nın tek
rüştiyesinde(ortaokul) 54 öğrenci vardı. Aynı salnamede, Siirt Merkez
Kaza'da Katolik Keldaniler'in, Ermeni'lerin ve Protestanlar'ın 1'er
rüştiyesi olduğu kaydedilmektedir. Bu üç rüştiyede 200'ü kız ve 228'i
erkek olmak üzere toplam 428 öğrenci okumaktaydı. 1898 Maarif
Salnamesi'nde ayrıca, Siirt Sancağı'nın Eruh Kazası'nda toplam 290 kitabı
olan bir kütüphane olduğu belirtilmektedir.
Siirt'te
Günümüzdeki Eğitim
Toplam nüfusu 262.371 olan Siirt İli'nin, Merkez İlçe, Aydınlar, Baykan,
Eruh, Kurtalan, Pervari ve Şirvan olmak üzere 7 ilçesi, 275 köyü ve
köylere bağlı 216 mezrası vardır. İl genelinde 1997-98 öğretim yıl
itibariyle 49 anasınıfı, 159 ilköğretim okulu (biri özel), 4 YİBO (Yatılı
İlköğretim Bölge Okulu), 8 genel lise, 1 Anadolu Lisesi, 1 Teknik Lise ve
Kız Meslek Lisesi, 1 Teknik Lise ve Endüstri Meslek Lisesi, 1 İmam-Hatip
Lisesi, 2 Ticaret Meslek Lisesi bulunmaktadır. Bu okullardan ayrı olarak
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'na bağlı Zirai Üretim ve Ev Ekonomisi Meslek
Lisesi ile Sağlık Bakanlığı'na bağlı Sağlık Meslek Lisesi bulunmaktadır.
Ayrıca, 1994-95 öğretim yılından itibaren 14 Eylül Şeref Lisesi ile
1998-99 öğretim yılından itibaren Siirt Lisesi bünyesinde yabancı dil
ağırlıklı lise uygulamasına geçilmiştir. Bu okullarda 49 anasınıfı, 1.082
sınıf ve 514 branş öğretmeni olmak üzere toplam 1.645 öğretmen ve değişik
sınıflardan 477 personel hizmet vermektedir. Anasınıflarında 1.543,
ilköğretim okullarında 38.055, liselerde ise 4.675 öğrenci olmak üzere
toplam 44.273 öğrenci eğitim ve öğretime devam etmektedir. İlimizde
okur-yazarlık oranı %65 olarak tespit edilmiştir. OKUL ÖNCESİ
EĞİTİM
İl genelinde açık olan toplam 159 ilköğretim okulu bünyesinde, 49
anasınıfı öğretmeni ile 1.543 öğrenci, anasınıfında eğitim-öğretimini
sürdürmektedir.
İlköğretim
Okulları
İlimizde 1998 yılı itibariyle Siirt Merkez ve İlçeleri'nde toplam 159
ilköğretim okulu bulunmaktadır. Bu okullarda toplam 1.284 öğretmen görev
yapmakta ve 38.055 öğrenci öğrenimlerini sürdürmektedir. Siirt Merkezi'nde
toplam 38 ilköğretim okulu bulunmaktadır. Bu okullarda toplam 692 öğretmen
görev yapmakta ve 19.214 öğrenci öğrenimlerini sürdürmektedir. Siirt
İli'nin, Merkez, Eruh ve Şirvan İlçeleri'nde faaliyette bulunan 4 adet
yatılı ilköğretim bölge okulu bulunmaktadır.
Mehmet Akif
Ersoy İlköğretim okulu :
1954 yılında lise bünyesinde eğitim-öğretim faaliyetlerine başlayan okul,
1969 yılında bağımsız ortaokul olarak hizmet vermeye başlamıştır. Merkez
Ortaokulu ve daha sonraları Mehmet Akif Ersoy Ortaokulu olarak bu
faaliyetlerini sürdüren okul, 1997 yılında ilköğretime dönüştürülmüştür.
Okulda halen 1 bilgisayar laboratuarı, 1 fen bilgisi laboratuarı, 1
kütüphane, 1 çok amaçlı salon, 20 dershane bulunmaktadır. Okul, 37
öğretmen ve yöneticiyle 710 öğrenciye hizmet vermektedir.
Liseler :
İlimizde 1998 yılı itibariyle Siirt Merkez ve İlçeleri'nde toplam 16 lise
bulunmaktadır. Bu okullarda 295 öğretmen görev yapmakta ve 5.451 öğrenci
öğrenimlerini sürdürmektedir. Siirt Merkezi'nde toplam 10 lise
bulunmaktadır. Bu okullarda toplam 200 öğretmen görev yapmakta ve 3.833
öğrenci öğrenimlerini sürdürmektedir.
Siirt Lisesi :
1954 yılında bugünkü Mehmet Akif Ersoy İlköğretim Okulu'nun eski binasında
eğitim-öğretime başlayan Siirt Lisesi, 1965 yılında bugünkü binasına
taşınmış, 1969 yılında bünyesindeki ortaokuldan ayrılarak bağımsız lise
olmuştur. Okul bakanlığın MLO projesine dahil edilmiş ve okul bünyesinde
yabancı dil ağırlıklı bir sınıf oluşturulmuştur. Mevcut öğrenci sayısı
1.210, öğretmen sayısı 32 olup, okulda 25 derslik bulunmaktadır.
İmam Hatip
Lisesi :
Siirt İmam Hatip Lisesi eğitim-öğretime 1968 yılında Merkez Karakolu'nun
bitişiğindeki eki bir binada başlamış, 1971'de 16 derslikli yeni binasına
taşınmıştır. 1998-99 öğretim yılında öğrenci sayısı 600 olup, 34 öğretmen,
1 müdür, 3 müdür yardımcısı ile eğitim-öğretim hizmetini sürdürmektedir.
14 Eylül Şeref
Lisesi :
1994 yılında öğretime başlamıştır. 570 öğrencisi vardır. Bu okulda 36
öğretmen görev yapmaktadır. Siirt İli'nde, ilk defa yabancı dil ağırlıklı
eğitim veren Süper Lise bu oklun bünyesinde açılmıştır.
Ticaret Meslek
Lisesi :
1974-75 eğitim-öğretim yılında öğretime başlamıştır. Bugünkü hizmet
binasına 1982 yılında taşınmıştır. 12 derslikli okulda, 368 öğrenci olup,
19 öğretmen ile eğitime devam etmektedir. Okulda 2 daktilografi, 1
bilgisayar, 1 fen bilimleri ve 1 uygulama laboratuarı olmak üzere toplam 5
laboratuar vardır.
Atatürk Anadolu
Lisesi :
Siirt Atatürk Anadolu Lisesi 1987 yılında kurulmuştur. Okulun mevcut
öğrenci sayısı 383 olup, toplam öğretmen sayısı 28'dir. Okulda 5
laboratuar ve 14 derslik bulunmaktadır.
Teknik Lise ve
Endüstri Meslek Lisesi :
1946 yılında Erkek Sanat Enstitüsü olarak eğitim-öğretime başlamıştır.
Toplam 12 derslikte halen 217 öğrencisi olup, 22 öğretmenin görev yaptığı
okulda, elektrik, metal işleri, tesviye, mobilya dekorasyon, bilgisayar
bölümleri mevcuttur. Yeni binanın inşaatı devam etmektedir.
Teknik Lise ve
Kız Meslek Lisesi :
Siirt Kız Meslek Lisesi 1948-49 öğretim yılında Orduevi'nde Akşam Kız
Sanat Okulu adıyla açılmış, 1956-57 öğretim yılında yerini değiştirerek
Kız Enstitüsü Okulu bünyesinde faaliyetini sürdürmüştür.
1957-71 yılları arasında çeşitli binalarda eğitim-öğretimine devam etmiş
olup, Kız Meslek Lisesi 1971-72 öğretim yılında şimdiki binasına
kavuşmuştur. Okulda 8 derslik, 282 öğrenci ve 18 öğretmen mevcuttur.
Teknik Lise ve Kız Meslek Lisesi bünyesinde hazır giyim, ev idaresi, nakış
ve çocuk gelişimi bölümleri mevcuttur.
Atatürk Sağlık
Meslek Lisesi :
Siirt Atatürk Sağlık Meslek Lisesi 1963-64 eğitim-öğretim yılında Sağlık
Okulu olarak kurulmuştur. 1982-83 eğitim-öğretim yılında Sağlık Meslek
Lisesi adını almış, 1992 yılında adı Siirt Atatürk Sağlık Meslek Lisesi
olarak değiştirilmiştir. Okulda toplam 6 derslik, 144 öğrenci ve 6
öğretmen mevcuttur.
Zirai Üretim
İşletmesi ve Ev Ekonomisi Meslek Lisesi :
1967 yılında hizmete giren, Ziraat Meslek Okulu, Pratik Tarım Okulu ve
Teknik Ziraat Okulu olarak, tarımsal eğitim hizmeti vermiştir. 1980-81
eğitim-öğretim yılından itibaren Zirai Üretim İşletmesi ve Ev Ekonomisi
Meslek Lisesi olarak hizmet vermektedir. Okulda toplam 4 derslik, 59
öğrenci, 12 öğretmen mevcuttur.
Dicle
Üniversitesi Siirt Eğitim Fakültesi :
1972 yılında Kız Öğretmen Okulu olarak eğitim-öğretime başladı. 1976-77
öğretim yılında Eğitim Enstitüsü oldu. 1983 yılında Eğitim Yüksekokulu
oldu. 1989 yılında 4 yıllık Eğitim Yüksekokuluna dönüştürüldü. 1992
yılında Eğitim Fakültesi oldu.
Siirt Eğitim Fakültesi'nde eğitimi verilen bölümler :
1- İlköğretim Bölümü (Sınıf öğretmenliği ana bilim dalı, Matematik
öğretmenliği ana bilim dalı, sosyal bilgiler öğretmenliği ana bilim dalı,
fen bilgisi öğretmenliği ana bilim dalı).
2- Eğitim bilimleri bölümü
3- Bilgisayar teknolojileri ve eğitim bölümleri mevcuttur.
DOĞAL YAPISI
GENEL KONUM
Güneydoğu Anadolu
Bölgesi'nde 410-571 doğu boylamı ve 370-551 kuzey enlemi üzerinde yer alan
Siirt, doğudan Şırnak ve Van, kuzeyden Batman ve Bitlis, batıdan Batman,
güneyden Mardin ve Şırnak illeri ile çevrilidir.
İl topraklarının büyük bölümü dağlarla kaplıdır. Kuzeyde Muş Güneyi
Dağları, doğuda Siirt Doğusu Dağları İl'in doğal sınırlarını oluşturan
sıradağlardır.
1990 yılında değişen sınırlardan sonra Siirt İli'nin yüzölçümü 6.186
km²'ye inmiş km²'ye 42 kişi düşmüştür. 1997 yılı nüfus sayımına göre
263.258 kişilik nüfusuyla Türkiye toplam nüfusunun %4'ünü
barındırmaktadır.
YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ
İl toprakları asıl görünümünü III.Zaman'da kazanmıştır. Şiddetli kıvrılma
ve kırılmalara uğrayan il alanı, üst-eosen ve oligosen boyunca deniz
dışında kalarak aşınmış ve bir yarıova (peneplen) niteliği kazanmıştır.
Üst-miyosende Doğu Anadolu genel olarak yükselirken, il alanı da blok
halinde yükselmiş ve Güneydoğu Toroslar oluşmuştur. Bu yükselme
hareketleri sırasında il alanının güneybatısını da içine alan güçlü
çöküntü olukları, akarsularca aşındırılarak batı, güneybatı ve güney
yönünde uzanan vadilere dönüştürülmüştür. Bir yandan vadiler oluşurken,
bir yandan da özellikle çöküntü alanlarında hızla genişleyen vadi
tabanlarında IV. Zaman boyunca çeşitli taşınma maddelerden oluşan
düzlükler ortaya çıkmıştır.
Dağlar :
İlimizde yeryüzü şekilleri daha çok yüksek dağlar ile platolardan
oluşmaktadır. Siirt'in kuzeyi ve doğusu yüksek ve sarp kesimlerdir. Genel
olarak Güneydoğu Toroslar adıyla anılan bu dağ sırası, doğudan güneydoğuya
genişçe bir yay çizerek Hakkari Dağları'yla birleşmektedir. Dicle
Vadisi'ne eğimli olan bu yüksek ve sarp kesimde yer alan önemli dağlar ve
bunların özellikleri şöyle sıralanabilir:
Siirt Doğusu
Dağları :
Muş Güneyi Dağları'ndan sonra, Bitlis Çayı Vadisi'nin doğusunda, dağlar
güneye doğru açılarak Siirt'in doğusunu kaplar. Yükseltisi hızla azalarak
Güneydoğu Düzlükleri'ne doğru sokulan bu dağlar, bir yandan da Hakkari
Dağları'yla birleşir. Siirt Doğu Dağları genellikle tek tek kütleler
halinde yükselmektedir. Bu kütleler, Dicle Irmağı'na karışan küçük
akarsuların açtığı vadilerle parçalanmış durumdadır.
Siirt Doğusu Dağları'nın ana gövdesini, Pervari, Siirt Merkez, Eruh ve
Şırnak'ı da kapsayan Yazlıca Dağı (Herekul Dağı) oluşturmaktadır. Doğuda
çok geniş bir kütle oluşturan Yazlıca Dağı 2.838 m. lik yükseltisiyle
İl'in en yüksek noktasıdır. Bu doruğu kuzeyden 2.444 m. yükseltili
Meydan-ı Süleyman Tepesi ile daha düşük yükseltili Körkandil Dağı
izlemektedir. Yazlıca Dağı, batıda, Uluçay ve Zorava Çay'ın Vadileri'nin
birbirine yaklaştığı noktada daralırken, yükseltisi de azalır. Tosuntarla-Çizmeli
çizgisinde yükseltisi 1.844 m'ye dek düşen Yazlıca Dağı, Merkez İlçe
alanında yükseltisi 1.500 m.'nin altında olan platolara düşmektedir.
Siirt Doğusu Dağları, Yazlıca kütlesi dışında Şirvan-Pervari-Van üçgeni
içinde de önemli yükseltiler oluşturmaktadır. İl'in kuzeydoğusunda
genellikle tek tek yükselen bu dağların başlıcaları 2.741 m. yükseltili
Doğruyol Dağı (Beknovi Dağı), 2.631 m. yükseltili Kapılı Dağı ve 2.350 m.
yükseltili Koran Dağı'dır.
Siirt Doğusu Dağları, İl'in güneydoğusunda daha dağınık ve daha alçaktır.
Bu kesimlerdeki en önemli doruklar, Eruh'un güneyindeki Yassı Dağı (2.280
m.), bunun batı yönündeki uzantısını oluşturan Şeyh Ömer Dağı (1.409
m.)'dır Buradaki dağların dorukları dışındaki kesimler, batı ve güney
yönündeki eğime bağlı olarak aşınmış ve platolara dönüşmüş durumdadır.
Siirt'te bu dağların dışında da bazı yükseltiler vardır. Bunların en
önemlisi Kurtalan'ın güneyindeki 1.530 m. yükseltili Dilek Tepesi'dir.
Genellikle çıplak olan bu dağların kuzey yamaçlarında yer yer meşe
ağaçlarından oluşan topluluklara rastlanmaktadır.
Platolar ve
Yaylalar :
Siirt'te dağlardan sonra en ağırlıklı yeryüzü şekli platolardır. Büyük bir
bölümü yüksek düzlükler şeklinde olan bu platolar, Siirt Doğusu
Dağları'nın kuzey bölümünü oluşturan Doğruyol, Kurtalan, Kapılı ve Yazlıca
Dağları'nın Botan Suyu ve kollarınca yarılmış vadilere bakan yamaçlarında
toplanmıştır. Başlıcaları, Pervari de Cemikarı, Ceman ve Herekul Yaylaları
ile Şirvan'da Bacavan Yaylası'dır. Yaz, kış bol yağış alan bu yaylalar,
zengin çayırlarla kaplıdır. Yöre halkı ve göçerler bu yaylalarda
sürülerini otlatır. Sert kış aylarında güneydeki daha düşük yükseltili
platolarda otlatılan hayvanlar, yaz mevsiminde havalarn ısınmasıyla
yeniden yüksek düzlüklere çıkarılır.
Bozkır kuşağına yakın dağların eteklerindeki platolarda verim daha
düşüktür. Yağışlar daha düzensiz, su kaynakları daha kıttır. Büyük ölçüde
orman örtüsünden yoksun olan bu kesimde aşınma güçlüdür. Çayırların
oluşumuna elverişli toprak tabakası yer yer ortadan kalkmıştır. İl
platoları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, 1.200 m. ile 2.000 m.
arasına dağıldıkları ve bozkır kuşağında kalanların dışındakilerin
ayvancılık açısından çok önemli oldukları görülür.
Vadiler :
Siirt İli'nde vadi oluşumları çok önemlidir. İlimizdeki dağlar ve platolar
II.Zaman'daki kırılma ve kıvrımlarla şekillenmiştir. Sarp yapıda kalkerli
oluşumlar egemen durumdadır. Suya karşı direnci çok düşük olan bu
kalkerler, akarsu ve yüzey sularıyla hızla aşındırılmış, dar ve dik
vadiler ortaya çıkarmıştır. İl'in kuzeyindeki ve doğusundaki dağlık
kesimlerden güneye ve batıya doğru yönelen vadiler, GÜneydoğu Anadolu
Düzlükleri'nin doğu ucuna ulaşıncaya dek genellikle pek geniş değildir. Bu
nedenle Siirt'te ovalık alanlar azdır.
Botan (Uluçay)
Vadisi :
Bitlis'in güneyindeki dağların eteklerinde başlayan Botan Suyu Vadisi,
yüksek ve sarp yapılı bir kesimde güneye doğru uzanır. Doğruyol, Kuran ve
Kapılı Dağları'nın arasında bulunan vadi, Türkiye'nin en dik ve sarp
vadilerindendir. Bitlis Çayı Vadisi'yle birleşen Botan Vadisi, Dicle
Vadisi'ne açılır. Botan Suyu Vadisi ve bu vadinin önemli bir kolu olan
Bitlis Çayı Vadisi pek geniş değildir. Vadiler; kuzey ve kuzeydoğudaki
dağlardan kaynağını alan bol sulu akarsularla kalkerli yapıda oyulmuş
derin yarıklar durumundadır. Yalnızca Bitlis Çayı Vadisi, Kurtalan İlçe
alanında azda olsa genişlemektedir. Bu genişleyen kesimler yer yer ova
niteliği kazanır. Kurtalan Ovası'da bu vadinin tabanındadır.
Behrancı Vadisi
:
Yazlıca (Herekul) Dağları'nın güneydoğu yamaçlarından çeşitli kollar
halinde başlayan Behrancı Vadisi'de dar ve diktir. Vadi kolları
güneydoğudan güneybatıya genişçe bir yay çizerek Türkiye-Suriye
sınırlarında Habur Vadisi'ne açılır. (www.siirtliler.net)
Akarsular :
Siirt İli, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin kuzeydoğu ucunda yer alır. Bölge,
Güneydoğu Anadolu Düzlükleri'nden sonra birden yükselmekte, doğu ve kuzey
kesimleri bol yağış almaktadır. Bu nedenle, kuzeyden Muş Güneyi Dağları,
doğudan Siirt Doğusu Dağları'yla çevrili olan il alanı, Dicle Irmağı'nın
önemli su toplama alanlarından birini oluşturmaktadır.
İl topraklarının tümü Dicle Havzası'na girmektedir. Havza, Fırat,
Kızılırmak ve Sakarya Havzaları'ndan sonra ülkenin dördüncü büyük su
toplama alanıdır.
Botan Suyu (Uluçay)
:
Nordüz Platosu'nu batıdan kuşatan Siirt-Hakkari ve Siirt-Van sınırlarını
oluşturan yüksek dağlardan kaynağını alan bu akarsu, önce batıya, sonra
kuzeybatıya doğru akar. Suyu iyice bollaşan Botan Suyu, dar ve derin bir
vadi oymuştur. Vadi tabanıyla dağların dorukları arasındaki yükselti farkı
1.000 m.'ye ulaşır. Akarsu, Pervari yöresinin sularını toplayan Çatak Çayı
ve Bitlis'in doğusundaki dağlık yöre ile Doğruyol, Kapılı ve Kuran
Dağları'nın sularını toplayan Büyükdere'yle Çukurca da birleşir. Burada
Botan Suyu adını alır. Batı yönünde akan Botan Suyu (Uluçay), Aydınlar
İlçesi ve İl Merkezi'nin doğusundan geçer. Bostancık yöresine ulaşır.
Burada, doğudan Eruh yöresinin sularını toplayan Zorava Çayı'nı, kuzeyden
Muş Güneyi Dağları'nın sularını toplayan Bitlis Çayı'nı alır. Bitlis Çayı,
Botan Suyu'na karışmadan önce, Kavuşşahap Dağları'nın sularını toplayıp
gelen Pınarca Çayı ile birleşir. Botan Suyu bu iki nemli akarsuyla
birleştikten sonra, Çat Tepe'de Dicle Irmağı'na katılır.
Yüksek dağlardaki kaynaklarla, kar örtülerinin ağır ağır erimesi ile ve
yağmurlarla beslenen bu büyük çay her mevsimde bol su taşır. İlkbahardan
yaz ortalarına kadar geçirdiği su, saniyede ortalama 100-300 m³, Mayıs'ta
700-1000 mm³'ü bulur, hatta arasıra bun geçtiği de olur. Böyle
zamanlarında Dicle'den de büyük bir ırmak görünümündedir. En çekilmiş
olduğu yaz sonu ve güzün bile derinliği yine 1 m.'den çoktur ve
yatağındaki su miktarı 60-80 mm³'ten aşağı düşmez. Bu ırmağın birçok
yerinde hidroelektrik santrali kurma incelemeleri yapılmıştır. Kıyıdan
kıyıya ancak kayıkla geçilebilir. Botan Irmağı çok yerinde dar ve derin
dik inişli vadilerden geçer. Yolu boyunca alçak düzlükler azdır ve
sulamada yararlı olamamıştır. Botan Irmağı'nın Dicle'ye karıştığı yer
yakınında Dicle Nehri keskin bir dirsekle güneye döner. (www.siirtliler.net)
Reşinan Suyu :
Bu su Pervari'nin Çemikari Yaylası'ndan çıkarak, Şırnak İli'nde oldukça
geniş vadileri sular ve Dergül Köyü önünden geçerek Kasrik Boğazı'ndan
sonra Dicle ırmağı ile birleşir.
Garzan Çayı :
Sason Dağları'nın güney yamaçlarından inen kollardan oluşur. Kozluk ilçesi
yakınlarından (Pisyar) geçer. Kurtalan İlçesi'nde bir kısım araziyi
suladıktan sonra Kaşüstü (Hendük) Köyü yakınlarında Dicle Irmağı'yla
birleşir. Çay üzerinde, Pisyar ve Aviski adını taşıyan iki köprü bulunur.
Kezer Çayı :
Bitlis'in doğusunda Güzeldere denilen yerden çıkar ve Kırkçeşme Suları'nın
birleşmesinden oluşur. Bu sular en son Şeyh Cuma Deresi'yle birleşip,
İskambo Dağları'nı yararak Siirt'in batısında bir kavis çizer. Mağaralı (Hümriyan)
Mezrası önünde Başur Çayı ile birleştikten sonra, Botan Çayı'na karışır.
Çayın oluşturduğu vadilerde sebze yetiştirilir.
Başur Çayı :
Bitlis'in kuzeyinden çıkan bu suyun il hudutları içindeki uzunluğu 45
km'dir Siirt-Kurtalan asfaltı üzerindeki Başur Köprüsü'nün 2 km. güneyinde
Kezer Çayı ile birleşir.
YÖRESEL EL
SANATLARI
İl'in en önemli el
sanatı ve turistik eşyası Siirt battaniyesi ve Jirkan kilimidir. İl
Merkezi ve ilçelerde battaniye, halı ve kilimciliğin geliştirilmesi ve
yaygınlaştırılması için atölye binaları yapımına başlanmış, bunlardan üç
tanesi bitirilmiş olup, çalışmalara büyük bir hızla devam edilmektedir.
Siirt Battaniyesi :
Tiftiğin kirman ile elde eğirilmesiyle yapılan ipliklerin mahalli
tezgahlarda dokunması ve bu dokumanın tarak vurmak suretiyle
tüylendirilmesi sonucunda elde edilmektedir. İl genelinde battaniye üreten
100 adet civarında tezgah bulunmakta olup, ilimizde yaklaşık günlük 150
parça değişik tipte battaniye, namazlık, heybe, seccade, atkı, manto,
kaban ve yelek gibi ürünler de üretilmektedir. Battaniyeler tek ve çift
kişilik olarak üretilmekte olup, tek kişilik olanlar 1.35 m. x 2 m., çift
kişilik olanlar ise 1.60 m. x 2 m.'dir.
Battaniye
Kilimcilik :
Bölgeye has bir el sanatı olan Jirkan kilimi ilimizde de üretilmektedir.
Üretimler Halk Eğitim Merkezi kursları, kooperatifler, sosyal yardımlaşma
vakıfları ve aile tezgahları ile gerçekleştirilmektedir. Örgüsü ve çözgüsü
tamamen yündür. Eskiden tamamen kök boya ile boyanırken, şimdi çok az
sayıda kök boyalı üretim yapılmaktadır. Kök boya ile boyanan kilimler
oldukça pahalıdır. İl genelinde mevcut tezgah sayısı 424, usta öğretici
sayısı 27, kursiyer sayısı ise 527'dir.
Kilim
Siirt Ekonomisi
İL'İN GENEL EKONOMİK
DURUMU
İl'imizin ekonomisi tarım, hayvancılık, el sanatları ve kısmen de sanayiye
dayanmaktadır. Ekonomik kalkınmanın başarılması; kalkınma hedeflerinin iyi
belirlenmesine, sağlam kaynaklara dayandırılmasına ve bu kaynakların
harekete geçirilmesine bağlıdır. Bir ülkenin kalkınması toplum içinde
sosyal ve ekonomik dengenin kurulabilmesiyle gerçekleşmektedir. Ülkesel
bir kalkınma ise bölgesel ve kentsel kalkınmanın birleşimi ile ortaya
çıkmaktadır. Kıt kaynaklarda sınırsız insan ihtiyaçlarını karşılamak
amacıyla yürütülen ekonomik faaliyetlerde, üretim faktörlerinin niteliği
ve dağılımları önem taşımaktadır.
Hayvancılık:
İlimizin en önemli geçim kaynağı hayvancılıktır. 526.000 küçükbaş, 25.300
büyükbaş hayvan mevcudumuz vardır. Siirt Valiliği, İlimizin ekonomik
kalkınmasını sağlamak üzere sosyal ve kültürel alanda ciddi bir eğitim ve
kültür seferberliği başlatarak, ekonomik gelişmenin cereyan ettiği ortamın
hazırlanması ve eğitilmiş bu insan gücü ile ekonomik faaliyetlerin
başarıya ulaştırılması hedeflenmiştir.
Tarım:
İlimizin yüzölçümü 618.000 Ha. olup coğrafi yapısı engebelidir. Arazimizin
dağılımı : 85.893 Ha. tarım, 191.350 Ha. çayır-mera, 63.950 Ha. orman ve
277.407 Ha. tarıma elverişsiz haldedir. 85.893 Ha. tarım arazisi il
yüzölçümünün %14'üne tekabül etmektedir. Tarım alanının 62.721 Ha.'da kuru
tarım, 4.200 Ha.'da ise sulu tarım yapılmaktadır.
Tarım daha çok kuru tarla ziraati şeklinde yapılmaktadır. Buğday 26.000
Ha.'da 45.000 Ton, arpa 13 Ha'da 22.000 Ton, kırmızı mercimek 7.500 Ha'da
7.200 Ton üretilmektedir. Son yıllarda gübrede uygulanan sübvansiyonlar,
buğday alımlarının peşin yapılması çiftçilerimizce memnuniyetle
karşılanmaktadır. Bu uygulamaların devam ettirilmesi gerekmektedir.
İlimizde T.M.O.'nin kırmızı mercimek alımı yapması çiftçilerimizin
talepleri arasındadır.
Sebzecilik ekilişinde domates 350 Ha.'da 8.500 Ton, patlıcan 3.500 Ha'da
7.000 Ton, biber 280 Ha.'da 2.400 Ton, salatalık 100 Ha.'da 1.400 Ton,
kavun 5.200 Ha.'da 11.000 Ton, karpuz 1.300 Ha.'da 7.500 Ton
üretilmektedir.
İlimizde, 1997 yılında Balıkesir Sebzecilik Araştırma Enstitüsü'nden 123
kg. muhtelif sebze tohumluğu getirilmiş olup, yetiştiriciye deneme
amacıyla ücretsiz dağıtılmıştır. Kaliteli ve yüksek verimli tohumların
ekimi teşvik edilmeye devam edilmektedir.
Seracılık :
İlimizde sebze üretimi Mayıs-Eylül ayları arasında yapılmakta ve diğer
aylarda dışardan getirilmektedir. Bu yüzden üretim sezonu dışında halk
pahalı ve daha az kaliteli ürün tüketmek zorunda kalmaktadır. Bu durumun
ortadan kaldırılması ve işgücünün değerlendirilip çiftçilerimizin ekonomik
düzeyinin arttırılması için Valilikçe seracılık projesi geliştirilmiş ve
finansmanı sağlanmıştır. Bu projeye göre Merkez'de 34, Kurtalan ilçesinde
23, Baykan ilçesinde 12, Şirvan ilçesinde 5 sera üretime başlamıştır.
Seracılık ilimizdeki çiftçilerce benimsenmiş olup, bu konudaki talep gün
geçtikçe artmaktadır.
Fıstıkçılık : İlimizin
en önemli ürünü Siirt Fıstığı'dır. Siirt Fıstığı tanesinin iriliği,
çatlama oranının yüksekliği, protein miktarının fazlalığı ve lezzeti ile
önemli bir şöhrete sahip olup, pazar olarak da büyük rağbet görmektedir.
Siirt Fıstığı ilimizin tüm ilçelerinde yetiştirilmekte olup, 1.140.000
fıstık ağacı mevcuttur. Yıllık üretim miktarı 1.655 Ton civarındadır.
Ayrıca, yöresel olarak bıttım olarak da bilinen 4-6 Milyon arasında yabani
fıstık ağacı vardır. Özel idare imkanlarıyla 1998 yılı içinde 100.000
fıstık ağacı aşılanmıştır. Bu tür desteklemelerin arttırılması ve yabani
fıstık popülasyonunun ekonomiye kazandırılması için 5 yıllık
budama-aşılama projesinin yürürlüğe konması gerekmektedir. Söz konusu
yabani fıstık aşılama çalışmaları yanında özellikle yaygınlaşan kültür
fıstıkçılığını geliştirmek, yani fıstık bahçesi tesisi şeklinde çiftçiyi
desteklemek, yöre insanını bu yönde teşvik etmek büyük iyileştirmelere
neden olacaktır. Ayrıca, halihazırda atıl ve iptidai vaziyette bulunan
fıstık işleme tesislerin modernleştirilmesi ve geliştirilmesi fıstığın
pazar gücünü ve istihdamını arttıracaktır. Diğer önemli meyve çeşitleri ve
üretim miktarları: Üzüm 5.700 ha.'da 2.835 Ton, nar 520.000 ağaçta 2.500
Ton'dur. Meyveciliğin geliştirilmesi için Elazığ Meyvecilikten 18.000
fidan, Gaziantep Fıstıkçılık Araştırma Enstitüsü'nden de 40.000 fıstık
çöğürü getirtilip, çiftçiye ücretsiz olarak dağıtılmıştır.
Fıstık
Bal
Bıttım
Sabunu :
Bıttım sabunu,
ilimizde doğal olarak yetişen bıttım (menengiç) ağacı yağından
üretilmektedir. Yöremizde 4-6 Milyon ton civarında bıttım ağacı olduğu
tahmin edilmektedir. Ağırlıklı olarak Siirt'liler tarafından kısmen de
çevre illerdeki vatandaşlar tarafından kullanılmakta olup, bıttım
sabununun saç dökülmesi ve cilt hastalıkları için faydalı olduğu yapılan
araştırmalardan anlaşılmıştır. Yurt genelinde çok fazla bilinmemektedir.
Geçmiş yıllarda İlimizden toplanan menengiçten elde edilen sabun miktarı
yılda 100 Ton iken, yapılan fıstık aşılamaları ile sabun üretimi azalmış
40-50 ton civarına düşmüştür. Siirt Valiliği'nce bıttım sabununun üretim
miktarının arttırılması ve geleneksel yöntemlerle üretilen bıttım
sabununun fenni yöntemlerle üretimi ve ülke genelinde tanıtım çalışmaları
devam etmektedir.
Sulu Ziraat :
İlimizde halen sulanan arazi miktarı 4.200 Ha. civarındadır. Sulamaya
açılacak Kurtalan Ceffan Göleti ile 37.000 dekar, ayrıca GAP dahilindeki
ilimizde, proje tamamlandığında Dicle-Garzan sulamasıyla 12.800 Ha,
Garzan-Kurtalan ve Baykan iç kısımlarında da 1.700 Ha. arazi sulanacaktır.
Sulu alanlarda tütün, pamuk ve sebzecilik ekimi yapılmaktadır. Tütün
ekimine kota geldikten sonra ekim alanı daralmış (300 Ha.'da 600 Ton),
alternatif ürün olarak da pamuk ekimi artmıştır. (4.000 Ha.'da 10.000 Ton)
Pamuk ekimi ağırlıklı olarak Kurtalan ilçesinde Garzan Çayı kenarındaki
köylerde yapılmaktadır. İlimiz için büyük istikbal vaad eden pamuk
ekiminin geliştirilmesi için, tohumun zamanında ve çiftçilere uygun
şartlarda temin edilmesi, mekanizasyonun yerleştirilebilmesi için pamuk
ziraatinde kullanılacak ekipmanların (mibzer, çapalama aleti, ilaçlama
aleti vb.) çiftçi hizmetlerine sunulmak üzere Tarım İl Müdürlüğü'ne
tahsisi, pamukla ilgili sanayinin kurulması gerekmektedir.
Meyan Kökü :
İlimizin tabii florasında meyan kökü bitkisi bulunmaktadır. Meyan kökü
tabii şartlarda ve özellikle nadas alanlarıyla, derin işleme yapılmayan
tarlalar da bulunmakta olup, yıllık üretim miktarının 3-4 bin ton
civarında olduğu tahmin edilmektedir. Söz konusu bitkinin çevre illerde
Bitlis-Mutki'de, Muş Ovası'nda ve Van İli'nde de yetiştiği bilinmektedir.
İlimizde bir tek müteşebbisin gayretiyle çıkartılmakta ve kök kısımları
tabii olarak yurtdışına pazarlanmaktadır. Halihazırda iç pazarı olmayan
meyan kökünün, meyan balı ve meyan tozu yapan tesislerin kurulması halinde
ekonomik potansiyeli olacaktır.
YENİ GÜRES CADDESİ
ULUSLARARASI SİİRT SEMPOZYUMU
Dicle Üniversitesi Siirt Eğitim Fakültesi
56100 Siirt / TURKIYE . İş Tel : +90 484 223 12
24 *
484 223 17 39 (164)